TELEFON : 0212 543 23 66 - GSM : 0544 565 09 04

KÜTÜPHANEDEN BİLDİRİYORUM

 

Kütüphaneden yazıyorum. Dünden karar verdim, bugünü sabahtan akşama kadar kütüphanede geçirecektim. DOKY yayınlarımızın birinci kitabı için materyal lazım. Zihnimdeki “başkaları ne yapmış, konuları nasıl işlemiş, en beğenilen kitapların özellikleri neler?” sorularına cevap arıyorum.

Kütüphaneye girişte solda, küçük, yüksek, dikdörtgen bir sehpa var. Sehpadaki bir deftere, gelenlerin isim, soy isimleri ve hangi kitaplarla ilgilendikleri, varsa ödünç aldıkları kitaplar yazılıyor. İsmimi, soy ismimi yazdım. Benden hemen önce kütüphaneyi Albert Camus ziyaret etmiş (!) Çocukların, bu deftere kendi isimleri yerine, beğendikleri ünlülerin isimlerini yazmasına bayıldım. Bu ne özgüven, ne cesaret? Bir yandan da bozguncu bir davranış mı acaba, diye düşünmedim değil…

Girişte yine soldaki küçük dikdörtgen sehpanın yanında yüksek, geniş bir masa ve görevliler duruyordu: Resmî üniformalı bir bey ve yanında sürekli tebessüm eden tatlı bir bayan…

Güvenlik görevlisi bana, “Çantanız var mı?” diye sordu. Soruyu anlamadım birden. Çanta? Gözlerimdeki şaşkınlık ve soru dolu bakış karşısında, görevli, sorusunu yineledi, “Çanta diyorum; çanta, bavul gibi bir şeyiniz var mı?” Çantaya eklenen bavulla birlikte ben iyice afalladım. Bu adam ne demek, ne yapmak istiyordu? Yanımda çantam elbette olacaktı ama kütüphaneye gelirken yanımda bavulun ne işi olurdu?

Yanımdaki çantamı gösterdim. Güvenlik ya, içini açtım hemen, çantamın içinde zararlı bir şey olmadığını göstermeye çalışıyordum.

Görevli, “Çantayla giremezsiniz!” dedi. “Çantayı buraya bırakacaksınız. İçinden, istediklerinizi alın…”

“Ama ben öğretmenim.” diye geveledim. Ama:

“Fark etmez!” dedi adam. “Doktorlar, hâkimler de çantayla giremiyorlar.” Görevlinin verdiği cevap karşısında içim cız etti, yıkıldım, o kadar üzüldüm ki…

Ne demek doktorlar, hâkimler de? Öğretmenim ben. Öğretmen; doğruyu, yanlışı öğreten kişidir. Bir kütüphanede nasıl olur da “Doktorlar, hâkimler de çantayla giremiyor, kaldı ki siz öğretmenler hiç giremezsiniz.” tavrı sergilenebilir? Biz, öğretmeniz; doğru ve yanlışı tüm diğer meslek sahiplerine öğretenleriz. Suyun başıyız yani, kaynağız biz. Nasıl olur da “Doktorlar da hâkimler de çantayla giremiyor…” denilerek, doğruluk, dürüstlük, adalet, yalan ve hırsızlık adına daha aşağılarda görülürüz?

İçim acıdı… Hâlâ acıyor. Ve ben hâlâ kütüphanedeyim. O görevli arkadaş aşağıda kapının yanında, olası bir hırsızlık olayına karşı çantaları toplamakla meşgul… Hoş, çantalar dediysem, kütüphaneye vızır vızır giren çıkan var gibi düşünülmesin. Şu an iş ve okul saati ve koca kütüphanenin çocuk yayınları bölümünde tek başıma oturuyorum. Diğer salonlarda da okuyucu sayısı farklı değil…

İşte, birkaç kitabı çantaya atabileceğim şüphesiyle çantasına el konmuş, hırsız muamelesi görmüş, aşağılanmış bir öğretmen olarak araştırma yapmaya çalışıyorum. Ve tahmin edebileceğiniz gibi böyle bir muameleden sonra çalışmaya pek de muvaffak olamıyorum.

Üzüldüm… Üzüntüden soramadım… Bana belki de “Ne öğretmenler var hoca hanım!” der diye…

Kezban KÜÇÜK

kezbankucuk@gmail.com

 

About the Author

Leave a Reply

*