TELEFON : 0212 543 23 66 - GSM : 0544 565 09 04

(daha&helliip;)

hizliokuyoruz.com online hızlı okuma programında nisan ayına özel çok önemli bir fırsat var. Bütün programlar tüm kullanıcılara nisan ayı boyunca 399 tl den 149 tl ye kullanıma sunuluyor. Üstelik hızlı okuma ve anlama, odaklanma, motivasyon, göz egzersizleri gibi hızlı okuma ve anlamaya dair tüm konu başlıklarında istediğiniz zaman yardım almanız da mümkün. Hatta bu eğitiminizi sertifika ile bile taçlandırmanın yollarını sunuyorlar.

Evinizin konforlu ortamında dilediğiniz zaman hizliokuyoruz.com sitesinden anlayarak hızlı okuma eğitimi alabilir, anlayarak okuma hızınızı en az iki kat artırabilirsiniz. Faydalanmanız dileğiyle…

06.11.1989’da Samsun’un Havza ilçesinde doğdu.  Anadolu’dan kente göç olgusunu dört yaşında yaşayıp ilk ve ortaöğrenimini İstanbul’da, İstiklal İlköğretim Okulu’nda tamamladı. Lise eğitimini Osmangazi Lisesi’nde tamamladıktan sonra Öncelikle Marmara Üniversitesinin Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü, sonrasında ise yine aynı üniversitede çift anadal programıyla tarih bölümünü kazandı. Üniversitenin her iki bölümünden de mezun olduktan sonra Okan Üniversitesinde Pedagojik Formasyon Eğitimi aldı.  Marmara Üniversitesinde Türk Kültüründe Semaver ve Çay adlı tezini yazdı.

Milli Eğitim Bakanlığı bünyesinde çalışırken ‘Özgül Öğrenme Güçlüğü’ eğitimi aldı. Akabinde akıllı tahta eğitimini tamamladıktan sonra Etiler OSHA’da Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği yaptı. Türk edebiyatı üzerine birçok konferans ve dinletiye katılırken üniversite vasıtasıyla çağdaş edebiyatın içerisinde yer aldı. Nişantaşı Okulları’nda Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği görevini devam ettirirken T. C. HAKE Hızlı Okuma Kursu’nda ‘’Eğitici Eğitim’’ aldıktan sonra pek çok öğrenciye (ilkokul, ortaokul, lise, üniversite), farklı meslek gruplarından kişilere anlayarak hızlı okuma eğitimi verdi. Diksiyon eğitimi alanında da çalışmalar yürüten eğitmenimiz, DOKY (Dinleme-Okuma-Konuşma-Yazma)  alanında da dersler vermektedir. Anlayarak hızlı okuma alanında uzman eğitmenlik görevini yürütmekte olup hâlihazırda bu çerçevede kitap çalışmalarını da yürütmektedir. Eğitmenimiz; Nişantaşı Okulları’nda Türk Dili ve Edebiyatı Zümre başkanlığı, Nişantaşı Okulları Onur Kurulu Başkanlığı, HAKE Anlayarak Hızlı Okuma Kursu’nda Uzman Eğitmenlik, Eğitim Koçluğu, Seyyar Edebiyat Dergisi’nde yazarlık ve Sivasistasyon adlı haber sitesinde köşe yazarlığı görevini yürütmekte ve eğitim hayatını Fatih Üniversitesi’nde Yeni Türk Edebiyatı alanında yüksek lisans yaparak devam ettirmektedir.

Hiç ölmeyeceğinizi bilseydiniz nasıl yaşardınız? Zaman, bugünkü kadar önemli olur muydu? Zamana karşı yarışmalar, zamanın eskittikleri, zamanın eskitemedikleri, zamanlı zamansız işler olur muydu?

Zamanın parçası olan her an, kendine hastır ve bu anların bir daha yaşanması mümkün değildir. Zamanın değeri, sınırlı ya da sonsuz olmasından başka, geçen her dakikasının, bir daha asla yaşanamayacak olmasından kaynaklanıyor. O halde sonsuz zamanımız olsaydı bile zaman, şimdiki değerinden bir şey kaybetmezdi.

Zaman, bir fon, boş bir tuval, boş bir defter, bir dara, bir kap aslında.

Zamanınızı nasıl dolduruyorsunuz?

Her gün yapmak zorunda olduğumuz bir sürü şey var. Öyle anlar oluyor ki hayat bilinçsiz bir şekilde akıp gidiyor. Hayatın her anını dolu dolu yaşamak gerek.

Zaman, geçmişte ve gelecekte ama en çok içinde bulunduğumuz anda değerli.

Hızlı okuma, içinde bulunduğumuz ana değer katar. Hızlı okuma eğitimine ayrılacak çok kısa bir süre karşılığında, edineceğimiz hızlı okuma becerimizle fazladan binlerce saate kavuşuruz.  Değerli zamanımızı bize en fazla sunan eğitimdir hızlı okuma eğitimi.

Okumak, öğrenme yöntemleri içinde en fazla kullandığımız ve olmazsa olmazımızdır. O halde hızlı okumayla daha anlamlı, üstelik odaklı zaman kullanımına hemen başlayalım.

Kezban Küçük

 

Zamanla ilgili özlü sözler

*“Zaman geçiyor derler, heyhat, zaman duruyor, geçen bizleriz.” A.H.Tanpınar

*Günün her saatini dün olduğundan daha iyi olabilmek için kullanmalısın.

*Basit bir insan zamanını nasıl öldüreceğini, değerli bir insan zamanını nasıl kazanacağını düşünür.

*Zamanlarını en kötü şekilde kullananlar, en çok zamanın kısalığından şikâyet ederler.

*Zaman büyük bir öğretmendir, yalnız ne yazık ki daima öğrencilerini öldürür – Curt Goertz

*İnsanlar, babalarından ziyade zamanlarına benzerler – Hadis-i Şerif

*Olaylar, her an ince bir tele bağlıdır. Bilgili insanlar, bu olaylardan faydalanıp gerekli işleri zamanında yaparlar. (Bonaparte)

*Zamanımı kullanmasını bilemedim, şimdi o beni kullanıyor. (Shakespeare)

*Mutluluk başarıya, başarı ise zamanı değerlendirmeye bağlıdır – Seneca

*Zamanın öldürülmesinin basit örneği, telefon konuşmalarıdır. (Rinehart)

*Yaşım ilerledikçe, insanların ne dediklerine daha az dikkat eder oldum. Yalnızca ne yaptıklarını izliyorum.

*Bir kelebek ayları değil, ‘an’ları hesaplar; ve yeterince de zamanı vardır.

*Değerli Dostum! İhtiyacın karşında malını ve mülkünü kullan, ama bir saatini bile boşuna harcama, değerini tayin edemezsin. (Marden)

*Şu anda aklı başında davranmak, sonradan aklı başına gelmekten iyidir.

*Zaman, kimse arasında ayrımcılık yapmayan bir işverendir. Yeni bir güne başlarken herkes aynı sayıda saat ve dakikalara sahiptir. Örneğin zenginler parayla daha fazla saat satın alamazlar. Aynı şekilde bilim adamları yeni dakikalar icat edemez. Ya da yarın kullanmak üzere bugünün zamanını biriktiremezsiniz. Ancak yine de zaman son derece adil ve bağışlayıcıdır. Geçmişte vaktinizi ne kadar boşa harcarsanız harcayın, hala koca bir “yarın”a sahipsinizdir.

*“Bugün haIIedemediğimiz bir sorunun nedeni dün onu doğru yapmak için zaman ayırmamış oImamızdır.”

*Her derdin devası zaman kazanılarak bulunur.

*En büyük zaman hırsızı kararsızlıktır.

*Yeterli zamanım yok deme… Pasteur, Michelangelo, Leonardo da Vinci’nin de günleri 24 saatti.

*Bir yaşama zamanı vardır, bir de yaşadığına tanıklık etme zamanı.

*Hepimiz kaybettiğimiz yada ulaşamadığımız için zamanı suçlarız.

*Geçmişi değiştiremezsin ama gelecek hala avucunun içindedir.  H.White

*Zamanın iki boyutu var. Uzunluğu güneşe, derinliği tutkulara bağlı. Amin Maaluf

 

DOKY Eğitimlerinde kullanılacak materyalleri oluşturmak ve yayın çıkarmak adına ilk büyük adımı 05.11.2015 tarihinde attık. Perşembe günü sınıf öğretmeni zümrelerinin de dahil olduğu toplantıya çok kararlı çıktık. Planı, programı, iş dağılımı, yayın sonrası reklam politikası v.b. her şeyi düşünüp gerekli girişimleri önceden yapmıştık. Toplantıda yaşadığımız görüş ayrılıkları, fikir uyuşmazlığı, gayriciddi tutumlar bizi yıldırmadı çünkü biz kararımızı vermiştik, bu işi yapacaktık. Ha bir kişi fazla ha bir kişi eksik yolumuza tüm hızımız ve inancımızla çıkmıştık bir kere. Planladığımız gibi haftada bir toplantı yapacak, o güne kadar seviye seviye metinler hazırlayacaktık. 12.11.2015 tarihinde 2.toplantımıza aslında hazırlayanlar olarak 1.toplantımızı yaptık. Kezban K. Şerife A. Tuğrul Ç. ‘nin katıldığı toplantıda ellinin üzerinde metin incelendi. Aramızda ilk kez yazanlar vardı. Yaza yaza gelişeceklerinin farkındaydılar ve eleştirilerden daima olumlu çıkarımlar yaptılar. Zaman zaman yayın kadromuzu genişletmeyi, ek destekler almayı düşünsek de üçümüz gayet iyi bir ekip olduğumuzu biliyorduk.
Küçük ailesinde herkes yazarmış meğer. Sürekli metin akışını sağlayarak bize tek olmadığımızı gösterdiler. Çıkacak yayınların çok renkli, çok kaliteli nitelikte olacağı belliydi. ‘’ Bir yazarı tanımak istiyorsanız; yazılarına bakın, yazılarında kendiyle ilgili ip uçları bulacaksınız. ‘’ diyordu Kezban K.
Dediği doğruydu. Herkes kendini, deneyimlerini, ilgi alanlarını kendine has üslubuyla yazıya döküyordu. Yılmaz Küçük’ü okuyanlar yazarın sınıf öğretmeni olduğunu anlıyordu. Çünkü öğretici nitelikte ve 6-10 yaş grubunun anlayacağı seviyede metinler yazıyordu. Kömür adında köpeği vardı. Köy hayatını da iyi biliyordu yazarımız.
Uzman Türkolog olduğu için çok üst metinler yazan Kezban Küçük; metinlerinde hep pozitif, tertemiz, sevgi ve iyilik dolu bir dünya portresi çiziyordu. Yazarın metinlerinde mutsuz çocuk, karamsar ebeveyn asla rastlayamayacağınız karakter tipleridir.
Emre Küçük’ü okuyanlar yazarın İngilizce öğretmeni olduğunu anlıyordu ama ilkokul seviyesinde ilk defa metin yazdığına kimse inanmıyordu. Drama ve konservatuarla ilişkilendirmeye çalışıyor, Emre K. kesinlikle profesyonel anlamda bir yerlerde yazıyor diye düşünüyorduk. ‘’ Orkestra ‘’ metnini okuduğunuzda ne demek istediğimizi anlayacaksınız.
Gamze Küçük’ü okuyanlar edebiyat öğretmeni diye tahmin yürütüyorlardı. Çünkü edebi zevke sahip metinler yazıyordu. Gamze K. dinleme metinlerindeki alanı tek başına dolduracağa benziyordu. Sayfalarca uzun uzun metinler yazıyor, bize gönderiyordu. Yazarın haftalık toplantımıza yetiştirdiği metinlerini hayretle okuyor, hiç sıkılmadan dinliyorduk. Adeta mest oluyorduk. Çıkar çıkar diye baskı yaptığımız ’’ Patlamış Mısır Hikayeleri ‘’ kitaplarının çok okunanlar listesine gireceği
belliydi.
Tuğrul Ç. yi okuyanlar metinleri hem çok beğeniyorlar hem de çok bilindik buluyorlardı. Sınıf öğretmeni olduğu için o seviyenin neler okuyabileceğini çok iyi biliyor, bu yüzden bazı metinleri benzerlik taşıyordu. O da diğerleri gibi ilk defa yazanlardandı. Metinlerimizi öğrenci gözüyle irdeliyor, olumsuz örnek teşkil edecek bir durum oluşmaması adına kılı kırk yarıyor ve gerekli düzenlemeleri yapıyordu. Çocuk şöyle anlayabilir o yüzden bu kelime olmaz, çocuk bunu sınıfta uygulayabilir o yüzden bu tema işlenmez, gibi söylemleriyle bizlere de yol gösteriyordu. Yazdığı metinlerde öğrencilerin her şeyden önce iyi kalpli olmalarını istiyordu. 12 Kasımdan bu güne 7-8 hafta boyunca toplantılar yaptık, metinler yazdık. Geliştiğimizin bizler de farkındaydık. Yazarın ‘’ Mısır Piramitlerine Yolculuk ‘’ adlı metni çıtayı yükselten metin oldu hiç şüphesiz.
Benim yazarlığa yolculuk hikayem birazcık daha trajikomik aslında. Ortaokul, lise ve üniversite yıllarımda yazdığım kompozisyonlar büyük beğeni topladığı için kendime çok güveniyordum. Ama ilkokul seviyesi için ben de ilk defa yazıyordum. Metinlerime gerçek manada eleştiri yapılması için isimsiz incelettim. Medeni cesaretimden dolayı kendimi kutluyorum bu arada. Ne acemiliğim kaldı, ne noktalama işareti bilmezliğim. Demoralize olmadım çünkü gerçek eleştirilerin beni geliştireceğini biliyordum. Öncelikle izlediğim filmler benim ilham kaynağım oldu. Dalga geçildiği için okulu bırakan ayakkabı boyacısı olan çocuk, kulübede yaşayanlar, zengin çocuk-fakir çocuk arkadaşlığında bisikletini vermeyen zengin çocuk para biriktiren fakir çocuk, zengin iflas ediyor fakir çocuk biriktirdiği parayı onlara bağışlıyor annesinin ilaç parası oluyor. Dur demeseler gözleri görmeyen iki sevgiliden birine araba çarpacak diğeri gözlerini ona bağışlayacaktı ki dediler. Acı, kan, ölüm temalı metinlerim yüzünden Fakir Baykurt’a benzetildim önceleri. Sonra toparladım. Olmaz diye çarpı atılan metinlerimi tekrar tekrar düzelttim çok daha iyi bir şekle büründüğü için kabul ettirdim.
‘’ Benim Masalım ‘’ adlı metnim ilk güzel metnim oldu. Sosyal mecralarda paylaştığımda aldığım dönütler beni onurlandırdı ve oldukça heyecanlandırdı. Kasvetli havadan arınmıştım artık. Toz pembe masallar yazıyordum. Benim metinlerimde hep küçük şımarık bir kız çocuğu ve katı kuralları olan, kızının bazı isteklerine izin vermeyen dominant bir baba modeli var. Uçurtmaya izin vermişti ama haksızlık etmeyelim. ( Pembe Uçurtmam ) Lunaparkta yine yasaklar koymuştu tabii. ( Lunapark ) Bazen DOKY öğrencilerimizden esinlenerek metinler yazdım. Mira ve Edanaz gibi kardeşini kıskanan çocuklar ‘’ Aslı’nın Kardeşi ‘’, ödevini yapmayan bu yüzden derslerinde başarısız olan Esma ‘’ Esma’nın Rüyası ‘’ adlı metnimi yazmama vesile olmuştur. Öğretici nitelikte kıssadan hisse veren metinler de yazdım.
Son olarak ekibimizi tanımlayan tabirleri paylaşacağım. Yazı makinemiz Gamze K. Sipariş üzerine metin yazabiliyordu. 6 tane 2.seviye 3.tane 1.seviye lazım diyorduk, haftası olmadan gönderiyordu. Editörümüz Kezban K. mailine gelen yüzlerce metni okuyor, düzenliyor, kesiyor, biçiyor tabiri caizse adam ediyordu. Metinlerden başını kaldıramayan Kezban K. bir ara yazmanın başkasının metnini düzeltmekten daha kolay olduğunu düşündü. Denedi, haksız da değildi.
Sivri dilli jüri üyesi hiç şüphesiz bendim. Metinleri incelerken alışkanlık haline gelmiş olmalı ki Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın şiirini çizdim, burası şurası olmamış diye inerken gözlerim bir de baktım ki yazar bizden biri değilmiş. Çok utandım… Ekip başımız Tuğrul Ç. sürecin en başından bu yana hep yanımızda oldu. Bu projede yer almak gerçekten çok güzel bir duyguydu.
Şerife AYDIN

 

Beykent Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili Edebiyatı Bölümü’nü isteyerek ve severek okudum. Edebiyatı seviyordum fakat atanmak, öğretmen olmak gibi bir hayalim yoktu hiç. Özel sektörde kariyer yapma planlarım vardı. Yine de eğitimle ilgili olsun istiyordum.

Mezun olduktan sonra, sudan çıkmış bir balık gibi şimdi ne yapacağım, dedim. Dershanede tecrübe kazanmak, haber merkezinde editör olmak, reklam ajansı… Hangisi benim ideallerimi tatmin edebilirdi. Tüm bu soru işaretlerinin olduğu dönemde Hake Hızlı Okuma Kursu ile tanıştım. Hızlı Okuma Kursuydu ve farklıydı. İş görüşmesinde Eğitici Eğitimi için 2 ay süreç olacağı sonrasında kadro verileceğinden söz edildi. Beni cezbeden şey de bu oldu. Farklı bir alanda eğitim almak ve Edebiyat Öğretmenliği’nin yanında bir sıfat daha kazanacak olmak ” Hızlı Okuma Teknikleri Uzman Eğitmen ” 06.11.2012’de ” başladığım hızlı okumadan hiçbir zaman pişman olmadım. Her zaman kendimi farklı, ayrıcalıklı gördüm. Aldığım eğitimi önce öğrencilere sonra farklı yaş gruplarında meslek sahiplerine aktardım. 2 rekor yetiştirdim. Sonra eğitimci yetiştirdim.  Yaşça ve tecrübe olarak benden büyük kişilere ” Eğitici Eğitimi ” vermek ayrı bir keyifti.

Sürekli yenilenen programlarla hızlıca gelişim gösterme yolunda durmadan ilerliyorduk. Şehir dışından da talep ediliyor uygun projelere imza atıyorduk. Düzce ilinde Hızlı Okuma Eğitimi vermek, Ağrı’ya hızlı okumayı götürmek, Samsun’dan Eğitici Eğitimi için davet edilmek… Karşılamaları, ağırlamaları, gösterdikleri saygı bizleri onurlandırdı.

Yayın için çalışmalara başladık sonra. Üçüncü bilezik geliyordu; yazarlık. Seviye seviye metin yazmak, sorularını hazırlamak, egzersiz yapmak çok keyifli bir süreç oldu. Biz bunları ortaya çıkarmakla kalmıyor, önce uyguluyor faydaya yönelik nasıl daha iyi olabilir artı ne yapabiliriz diye kafa yoruyorduk. Türkiye’nin birçok yerinde kurs açmanın ve bulunmanın avantajı olarak biz ortalamayı, ihtiyacı, beklentiyi çok iyi biliyorduk. Binlerce kişiye ücretsiz hız-algı testi uyguladık ve uygulanabilirliğini gördük. Buna göre şekillendiği için kitaplarımız piyasadakilerden farklı, özgün, zengin içeriğe sahip, çok büyük emeklerin sonucudur. Gelip geçici değil kalıcı olmak, iz bırakmak için mükemmelliyetçi bir tutum takındık. Uzman Türkolog Kezban KÜÇÜK’ün öncülüğünde hazırlanan yayınlarımız sadece bugün değil yüz yıl sonra da okunacaktır hiç şüphesiz!

Şerife AYDIN

İnsanların, zaman ayırıp üstüne para verdikleri, bir grup öğrencinin lisede cebelleştiği şey.

“Halbuki ne kolaydır” dedirten iş.

 

“Bir resme bakmak ile bir yazı sayfasına bakmak arasında fark olmadığını anlayabilme durumu. kelime kelime okumak yerine bütünü görüp anlayabilmek, ayırt edebilmek için kasılan olay.”

“İlk olarak yazının geneline bakılır, sonra sonuca göz atılır ardından çaprazlama metodu ile okunur ve yazı üzerinde gözle x (çarpı) işareti yapılır. Artık en azından ana fikir anlaşılmıştır, şimdi eğer vakit varsa bir kere daha göz gezdirilir. Bu benim kendi kendime uyguladığım yöntemdir, tabii ki konunun uzmanları daha bilimsel bilgiler verecektir.”

“Bir hafta boyunca alınan yarımşar günlük bir eğitimle geliştirilmesi oldukça kolay bir olay. Okuma hızı ekstra bir çaba sarf etmeden kolayca iki katına çıkabiliyor. Bunun için piyasada birçok kitap da bulunmakta olup onların da faydalı olduğunu söyleyebilirim.”

İşe yarayıp yaramadığını deneyip görmek için birçok önyargı ile katıldığım bir eğitim türü. İlk oturumdan itibaren fark görülebiliyor. Beş oturum suren eğitim ve eğitim sonunda verilen egzersizler de devam eden günlerde tamamlanınca sonuç üç kat hızlı ve daha iyi anlayarak okuma oldu. Eğitimin mantığı görme alanını ve aslında çizgili kas olan göz kaslarını geliştirmeye dayanıyor.

 

Anlayıp anlamama kısmının ölçülmesine gelince: eğitimin ilk gününde orta zorlukta bir makale okuyorsunuz, zamanınız tutulduktan sonra parça ile ilgili soruları cevaplıyorsunuz ve bir sonuç elde ediyorsunuz. Aynısını eğitimin sonunda da yapıyorlar. Aradaki fark anlamlı derecede büyük çıkıyor. Kediyi öldüren merak sizi de öldürüyor tabi. Bunun işe yarayıp yaramadığını kendiniz de okuduklarınızda denemeye başlıyor ve gerçekten işe yaradığı anlamış oluyorsunuz.

Bunun önemini gün geçtikçe anlıyorum, bir dönemde 14 ders alıyorum, bu derslerin 5 tanesi çok baba dersler, alanımda bir şeyler yapabilmem için hakkını verebilmem ve hesap makinesi kullanımında ileri seviyelere taşınabilmem gereken sayısal dersler, ancak geri kalan 9 tane dersim sözel ağırlıklı

 

ve şu an vize dönemi, okumam gereken “çok” sayfa var ve ben hızlı okuyamıyorum, haliyle çok basit bir dersin notunu bir sefer okuyup geçmem yetse dahi o notu okumam maalesef saatlerimi alıyor, bu süreç hem sıkıcı hem de zamanla yarıştığım (günde 3 sınava girdiğim olacak) şu günlerde ciddi bir vakit kaybına neden oluyor

 

Ya da bugün yalnızca 45 dakikalık sınavda 2 sayfa metin okumam gerekiyordu ve dakikalarımın büyük kısmını maalesef metin okumaya ayırdığım için, cevabımı önce kafamda taslak haline getiremeden paldır küldür yazmak durumunda kaldım, bu da benim konu ile ilgili teknik değerlendirmelere gerektiği kadar giremememe ve yüzeysel bir yanıt vermeme neden oldu

 

Açıkçası hızlı okumak zor değil, fakat iş anlayarak hızlı okuma olunca, bende işler biraz yolunda gitmiyor, kelimeleri atlamam, özümseme fırsatı bulamayışım ve tekrar başa dönerek okumak durumunda kalmam bana daha da zaman kaybına mal oluyor

 

İçimden, vurgulu ve tonlamalı okuma alışkanlığımı rafa kaldırıp, anlayarak hızlı okuyabilme yeteneğimi geliştirmem, öyle bir yeteneğim yoksa da var etmem gerekiyor

 

Yarın iki tane sınavım var ve bir tanesi, anlayarak hızlı okuma yeteneğim olsaydı fazla zamanımı almayacakken, şimdi tam olarak 5 saatimi yani 27 dakika sonrasından gece saat 22,00 a kadar olan vaktimi alacak

 

İçim yanıyor dersem abartmış olmam, zira zamanla yarışta geride kalmak, insana her zaman kaybettiriyor

 

 

  1. Hızlı okuma, mevcut okumanızın hızlandırılmış şekli değildir. Ondan yüzde yüz farklı bir okumadır.
  2. Mevcut okumanızda kelimeleri teker teker okur, içinizden seslendirirken, hızlı okumada kelimeleri ikili üçlü guruplar halinde görür, tıpkı resim gibi seslendirmeden algılarız.
  3. Görseller en hızlı, işitseller en yavaş okurlar; görseller hızlı okumayı çok çabuk öğrenirken işitseller hızlı okumayı öğrenmekte biraz zorlanırlar.
  4. Herkes aynı hızda okuyamaz. Kimi aynı eğitim sonucu 300 kelime okurken kimi bin kelime okuyup, okuduğunu da çok iyi anlayabilir.
  5. Herkes hızlı okuyabilir. (aynı hızda okuyamasa da kendi hızını ikiye katlayabilir.)
  6. Her metin aynı hızda okunmaz.
  7. Metnin her yeri aynı hızda okunmaz.
  8. Metin okumanın aritmik bir yapısı vardır.
  9. Hızlı okuyucu aynı zamanda seçici okuyucudur. Metnin önemli ve önemsiz yerlerinde hızını ayarlayabilir.
  10. Her zaman metinleri aynı hızda okumayız. Psikolojik durumdan tutun da ortama yere zamana, metnin ilgi alanımızda olmasına kadar hız ve algımızı belirleyen pek çok değişken vardır.
  11. Hızlı okuma odaklanmayı sağlar.
  12. Odaklanma, hızlı okumayı kolaylaştırır.
  13. Hızlı okuma becerisini kazanmada motivasyonun ve kendine inanmanın önemi büyüktür.
  14. Hızlı okumanın kitaplardan öğrenilmesi çok zor, hatta imkansızdır.
  15. Kitaplardan hızlı okumanın ne olduğunu öğrenebilirsiniz ancak hızlı okuma becerisini, hızlı okuma eğitmenlerinin size ait yönlendirmeleri ve özel bilgisayar programları eşliğinde edinebilirsiniz.
  16. Hızlı okumayı iki günde öğrenemezsiniz.
  17. Hızlı okuma becerisini kazanmak süreç ister.
  18. Hızlı okuma eğitim süresi en az üç-dört hafta olmalıdır.
  19. Hızlı okuma bir irade ve disiplin işidir.
  20. Disiplinli olmayan, yapması gereken göz-beyin-bellek egzersizlerini günü gününe yapmayan kişiler bu beceriyi kazanamazlar.
  21. Hızlı okuma becerisini kazanmak için yapılması gereken egzersizleri yapmak başta zor gelebilir.
  22. Hızlı okuma çalışmalarında zorluk yavaş yavaş kolaylığa dönüşür.
  23. Hızlı okumada önce okuma hızı, daha sonra anlama oranı gelişir.
  24. Hızlı okuma becerisini kazanırken anlamanın hızdan sonra gelişmesi, hızlı okuyan kişiyi “eyvah, hızlı okuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum” endişesine düşürüp eski yavaş alışkanlığına döndürebilir.
  25. Hızlı okuma becerisi kazanmanın bir direnç noktası vardır.
  26. Hızlı okuma becerisi kazanmanın direnç noktasında yani “hızlı okuyorum ama hiçbir şey anlamıyorum, o halde hızlı okumam neye yarar? Derhal daha iyi anladığım eski okumama dönmeliyim!” yanlış kararını verme noktasında, çalışmalarını çöpe atma noktasında yanında, bunun hızlı okumanın doğal bir süreci olduğunu ona özellikle vurgulayan, biraz daha çabalar ve çalışırsa bu hızda çok daha iyi anlamaya başlayacağını anlatan bir hoca, bir eğitmen olmalı.
  27. Vazgeçeceğiniz nokta aslında anlayarak hızlı okumaya en yaklaştığınız nokta olabilir. İnsanların çoğunun hızlı okumayı bıraktığı, hızlı okuma eğitiminin hiçbir işe yaramadığını düşündüğü nokta bu dönüm-direnç noktasıdır.
  28. Oysa bütün alışkanlıkların çok zor dönüm noktaları vardır. Eski ve yavaş okuma alışkanlığımızı da terk ederken ayrılığımız o kadar kolay olmaz…
  29. Hızlı okuma becerisi kazanmak insana özgüven verir.
  30. Hızlı okuma becerisi kazanmanın önündeki en büyük engeller: iç ses-alışkanlık terki ve önyargıdır.
  31. Bugün dünyada yüzlerce binlerce hızlı okuyucu vardır.
  32. Atatürk, Kanuni Sultan Süleyman, Fatih, Süleyman Demirel, Taha Akyol, Kennedy… sayamayacağımız kadar ünlü hızlı okuyucu bunlardan bazılarıdır. İsmi bilinmeyen yüz binlerce hızlı okuyucu vardır.
  33. Hızlı okumanın yaşla ilgisi var.
  34. En hızlı okuyucular, hızlı okuma eğitimini 4. 5. 6. Sınıflarda alanlar olabileceği gibi, bilinç, istek ve özellikle ihtiyaçla gelen her yaş gurubundan insan hızlı okumayı rahatlıkla öğrenebilir ve mevcut okumasını en az iki kat artırabilir.
  35. Hızlı okuma eğitimi 4. Sınıfta, 6. Sınıfta, 11. Sınıfta tekrar edilebilir. Farklı bilinç, kelime hazinesi ve yapabilirlikle hızlı okuma kazanımları artar.
  36. Hızlı okuyucu, beynin çalışma hızında beyne veri gönderdiği için hızlı okuyucuda dikkat dağınıklığı olmaz.
  37. Hızlı okuyucunun beyni, gelen verileri hızlı işlemeye odaklanır.
  38. Hızlı okuma, en fazla bilgi içerikli metinlerde, testlerde, sınavlarda işe yarar.
  39. İlk kez karşılaşacağınız, felsefik ve ağır içerikli metinlerin çok hızlı okunmaması gerekir.
  40. Edebi metinlerin, roman-hikayelerin de belli oranda hızlı okunması, hayal gücüne ve satır aralarını okumaya yer bırakması gerekir.
  41. Hızlı okuma, seçmeli okuma ve bütün okuma olarak temel iki bölümde değerlendirilebilir.
  42. İstek ve ihtiyacımıza göre okuma hızı ve türü belirleriz.
  43. Sütun metinler gözün görme aralığına göre oluşturulduğu için daha hızlı okunur.
  44. Hızlı okuma egzersizleri gözlerin, beynin ve belleğin gıdasıdır.
  45. Yetişkinlere, iş adamlarına, yoğun çalışanlara, beyni aktive etmek, becerileri güncellemek, çeşitli beyin rahatsızlıklarına (alzeimer) yakalanma riskini azaltmak için hızlı okuma eğitimleri çok iyi gelecektir.
  46. Hızlı okuma becerisi unutulmaz, kullanıldıkça pekişir.
  47. Hızlı okuma eğitimine ayıracağınız 24 saatle (3 hafta ya da bir aya  dağıtılmış 24 saat) hayatınıza binlerce saat katabilirsiniz.
  48. Hızlı okuma becerisi ile okuma zevki ve alışkanlığı kazanmanız çok daha kolay olur.
  49. İnsan, iyi yaptığı şeyleri sürekli yapmaktan hoşlanır. Sürekli yaptıkça daha iyi yapar…
  50. Hızlı okumayı öğrenmek, günümüz dünyasında bir seçenek değil, zorunluluktur.

Kezban KÜÇÜK-22.02.16

“Bir insanın aklı bilgisine göre değil, bilgi edinme yeteneğine göre ölçülür.”

Bernard Shaw

 

Her şey bir yana akıl bir yana.

Akıl iyi çalışmadı mı diğer bütün organların hiçbir hükmü yok demektir.

“Allah, akıl sağlığı versin” “Sen aklımı koru ya Rabbi!” deriz,

Akıl, vücudun efendisidir, bildiğimiz her yöntemle aklımızı korumaya çalışmak kendimiz ve dünya için yapabileceğimiz en önemli şeydir.

Hızlı okuma becerisi kazanmak, hızlı okuma eğitimleri, hızlı okumanın hayatımıza katacağı canlılık ve heyecan, aklımızın ve ömrümüzün gıdasıdır.

Aklımızı yalnızca spor yaparak, iyi beslenerek, olumlu düşünerek değil; iyi işleterek, güncelleştirerek, elektrik bağlantılarını artırarak yani  “hızlı okuma” becerisi kazanarak da geliştirebiliriz.

Aklımız, bizim en önemli hazinemizdir, aklımız iflas ettiğinde bir hayvandan, bir bitkiden, cansız bir varlıktan bir farkımız kalmaz. Bize, “eşref-i mahlûkat” sıfatını veren aklımızdır.

Hızlı okuma becerisini kazanmak için yapacağınız göz- beyin-bellek egzersizleri, aklınızı canlandıracak, sarsacak, sizi, yeni ve alışık olduğunuz düşünme hızının iki üç kat üstünde düşünmeye, çalışmaya zorlayacak muhteşem bir akıl sporu, akıl egzersizidir.

Hayat telaşı içinde hiç fark etmeden rutine dönüşen yaşamınızdan sizi sarsarak çıkaracak olan da yine hızlı okuma eğitimidir.  Hızlı okuma eğitimi esnasında uygulayacağınız egzersizler ve hızlı okuma becerisi ile birlikte hayatınıza girecek olan yeni kitaplar, yeni bilgiler, alışkanlıklar, deneyimler… hayata yeni baştan ve çok farklı bir noktadan bakmanıza yarayacak.

Hızlı okuma, hayata bir mental yaklaşımdır. Hızlı okuma, beynin gıdası olan oksijeni, glikozu, pozitif düşünce sistemini hayatınızda bilinçli ve sağlıklı kullanmanın yollarını gösteren bir sistemler bütünüdür.

Hızlı okuma, hızlı düşünmedir, hızlı algılamadır, hızlı cevap vermedir, hızlı yorumlama, kıyaslama, alma, verme, katlama çıkarmadır. Hızlı okuma, matematiktir. Hızlı okuma, aklı, sahibine ve insanlığa en verimli olacak şekilde çalıştırmaktır. Hızlı okuma, akla, aslında neler yapabileceğini gösterme fırsatlarını sunmaktır.

Hızlı okuma eğitimi, alzheimera yakalanma riskinizi azaltır. Aklını, sohbetini, varlığını sevdiklerinize hızlı okuma eğitimlerini ısrarla önerin.

Hızlı okuma becerisini kazandıktan sonra, hayat satrancında saatlerce düşünmenize gerek kalmaz. Hızlı okuma becerisiyle, üç beş hamle sonrasını, olasılıkları, mevcut durumunuzdan en az üç kat daha hızlı görebilir, aynı hızla sağlıklı ve isabetli kararlar alabilirsiniz.

Kendinize bir iyilik etmek ve sahibi olduğunuz bir tek hayatı dolu dolu yaşamak istiyorsanız, en kısa sürede hızlı okuma becerisi kazanın…

Kezban Küçük

20.02.16

 

 

 

UĞUR KOLEJİ

ÖZEL HAKE ANLAYARAK HIZLI OKUMA SERTİFİKA PROGRAMI 

Amaç: Dikkat, odaklanma ve anlamayı artırarak okuma hızını en az 2 katına çıkarmak. Okuma eylemine etken tüm faktörleri, günün gelişmeleri, ihtiyaçlarımız ve potansiyelimiz doğrultusunda revize etmek; buna bağlı olarak yenilenmek, farkındalığımızın, özgüvenimizin artması; anı yakalayıp gelecekçi bakış açısını geliştirmek. Bir kademe üst düşünme hızına ulaşmayı etkili eğitim ile sağlamak.

Eğitim İçeriği:

*Tanışma

*Okuma nedir?

*Mevcut okumamız

*İlk okuma hızı ve kavrama oranı tespiti

*Hızlı Okuma nedir?

*Dünyada ve Türkiye’de hızlı okumanın gelişimi

*Hızlı okumaya etken faktörler

*Göz ve gözün çalışma sistemi

*Göz kaslarının geliştirilmesi

*Aktif görme alanının genişletilmesi

*Gözün fiziki durumunun yetkinliği

*Beyin

*Beynin çalışma sistemi

*Beynimizin yetkinliği

*Algılama sistemimiz, nasıl algılarız, algıda seçicilik

*Beynin beslenmesi-fiziki beslenme

*Doğru beslenme alışkanlıkları

*Beynin besini-oksijen-glikoz

*Psikolojik beslenme, pozitif ve negatif düşünceler

*Pozitif düşüncenin yararı, negatif düşüncelerden uzaklaşma yolları

*Bellek

*Nasıl öğreniriz, akılda nasıl tutarız?

*Akılda tutma yöntem ve teknikleri

*Öğrenme yöntem ve teknikleri

*Bireysel öğrenme farklılıklarımız

*Mevcut okuma alışkanlıklarımız

*Mevcut okumamız ile hızlı okuma arasındaki farklar

*Hızlı okuma teknikleri

*Kelime guruplarını, cümle ve paragrafları görme çalışmaları

*İç sesi yok ederek görme-algılamayı geliştirme çalışmaları

*Algılamak için ses gerekli fakat mecburi değildir.

*Ses kazanımı görsel kazanıma yönlendirme

*Gör-seç-algıla-akılda tut sistemini yerleştirme

*Okuma bilinci yaratma

*Üsluba göre okuma

*Gereksinim ve ilgiye göre okuma

*Bütün-seçmeli-sütun okumalar

*Odaklanma ve motivasyonu artırma yolları

*Odaklanma süresi nasıl artar?

*Motivasyonun hızlı okuma ve algılamaya etkileri

*Alışkanlıklarımız-hızlı okuma alışkanlığı geliştirme

*Sürdürülebilir hızlı okuma alışkanlığı için yapılması gerekenler

Eğitim İsmi:             Anlayarak Hızlı Okuma Eğitimi
Eğitim Süresi:          Toplam 6 ders saati
Eğitim Yeri:              Sizin belirlediğiniz yer
Katılımcı Sayısı:        1-50 kişi.
Eğitim Bedeli:           3 ders saati ücretsiz olmak üzere, ikinci üç ders saat için  saat başı 250 tl+KDV, toplam 750 tl+KDV

Program bedeli:        75tl+KDV /1 kişi*

Eğitmen: Talebinize göre, kurum müdürü Şerife Aydın veya eğitmenimiz Arif Karacan.

 

Eğitim sonunda kurucu eğitmenimiz Uzman Türkolog Kezban KÜÇÜK kısa bir sunumdan sonra, katılımcılardan gelecek soruları cevaplayacak. İlk kitabı  “Anlayarak Hızlı Okuma ve Öğrenme”yi imzalayarak tüm katılımcılara hediye edecek. Ayrıca İlkokul 3. Sınıflar için hazırladığı kitabıyla, 4 ve 5. Sınıflar için hazırladığı kitaplarını bu derslere giren sınıf öğretmenlerine hediye edecektir.